Ana içeriğe geç

Stanley Kubrick Bize Liderlikle İlgili Ne Söyler?

Yener ESEN
Yener ESEN·Liderlik
Stanley Kubrick Bize Liderlikle İlgili Ne Söyler?

Stanley Kubrick'ten Liderlik Dersi: Barry Lyndon Setinden Lean'in 4P Modeline.

Sinema tarihinin en "zor", en nevi şahsına münhasır adamlarından biri olan Stanley Kubrick’i nasıl bilirdiniz? 

Titiz, takıntılı, her şeyi kontrol etmek isteyen, hatta belki biraz deli? Çektiği bir sahneyi oyuncularına yüzlerce kez tekrar ettirmesiyle meşhur olan bu dâhinin mükemmeliyetçiliği hakkında anlatılanlar bana göre sıradan birer set dedikodusu değil. 

Ancak burada ıskaladığımız, dönüp tekrar tekrar bakmamız gereken çok önemli bir nokta var: Bu başarı asla bir rastlantı ya da kontrolsüz bir delilik hali değildi. Arkasında muazzam derecede disiplinli, adeta tıkır tıkır işleyen bir sistem yatıyordu.

Gelin, bu fikri sinema tarihinin en sıra dışı prodüksiyonlarından biri olan 1975 yapımı Barry Lyndon üzerinden düşünelim. Barry Lyndon, temelde 18. yüzyıl Avrupası'nda geçen, Redmond Barry adlı yoksul bir İrlandalı köylünün hırs, kurnazlık ve şans yardımıyla aristokrasinin en üst basamaklarına tırmanışını ve ardından gelen kaçınılmaz, trajik düşüşünü anlatıyordu.

Kubrick bu hikayeyi anlatırken, dönemin ruhunu sadece kostümlerle değil, görsel dilin kendisiyle de yaşatmak istedi. İşte bu noktada kafasındaki vizyon ve Amaç (Purpose) devreye girdi: Seyirciye o dönemin atmosferini yapay stüdyo ışıkları yerine, tamamen gerçekçi bir yaklaşımla; pencerelerden süzülen doğal gün ışığı ve geceleri sadece gerçek mum ışığı kullanarak aktarmak. 

Dönemin teknolojisiyle bu tam anlamıyla imkansızı istemekti; çünkü mevcut kameralarla o loş ışıkta çekilen görüntüler tamamen karanlık çıkıyordu. Peki, Kubrick ne yaptı? Çoğu zaman iş hayatında liderlerin düştüğü o büyük tuzağa düşüp ekibini karşısına alarak "Bana mum ışığında mucizeler yaratın!" deyip odasına mı çekildi? Kesinlikle hayır. Sahadan mucize beklemek yerine, sahaya borçlu olduğu altyapıyı bizzat hazırladı. NASA için düşük ışık koşullarında kullanılmak üzere geliştirilen meşhur Zeiss f/0.7 lenslerini satın aldı ve mevcut sinema kameralarını bu lenslere göre yeniden modifiye ettirdi.

Kubrick'in bu vizyoner duruşu, bana göre sadece sinematik bir başarı hikayesi değil; bizim iş hayatında da günlük yaşamda da işleri daha akıcı ve düzenli kılacak ezber bozan 4P Modeli’nin en somut, en canlı örneklerinden biri. Çoğu zaman şirketlerde çalışanlardan doğru ürünü, doğru kalitede ve doğru zamanda üretmelerini bekleriz. Bu çok haklı bir taleptir; fakat bu verimlilik beklentisinin zeminini hazırlamak, yönetimin sorumluluğundadır. Tıpkı Kubrick'in set ekibine o meşhur lensleri sağlaması gibi, bir lider de gerekli malzeme, alet ve edavatın çalışanın önünde eksiksiz bulunmasını sağlamakla yükümlüdür. 

Amaç netleştiğinde ve donanım sağlandığında, modelin ikinci adımı olan Süreç (Process) devreye girer. Süreç dediğimizde çoğumuzun aklına klasörler dolusu sıkıcı prosedürler gelir, değil mi? Bana göre süreç bundan çok daha fazlasıdır; işin "nasıl" yapılacağını belirleyen pratik metotlar, standart iş talimatları ve en önemlisi iş istasyonunun organizasyonudur. Barry Lyndon setinde o özel lenslerin odak mesafesi o kadar dardı ki, oyuncu kafasını birkaç santim bile oynatsa görüntü flulaşıyordu. İşte tam da bu büyük teknik zorluğu aşmak için set ortamı (yani iş istasyonu) yeniden tasarlandı; doğal ışığı destekleyecek yansıtıcılar yerleştirildi, özel çok fitilli mumlar seçildi ve tüm hareketler sahaya çıkmadan önce hassas biçimde prova edildi. Bunu günlük yaşamımızla ilişkilendirelim: Mutfağınızda tezgahınız darmadağındır, aradığınız malzemeyi bulamazsınız ve yemek gecikir. Suçlu siz misiniz, yoksa mutfaktaki 5S (düzen ve temizlik) eksikliği mi? İş yerinde de net bir metot ve organize edilmiş bir istasyon yoksa, çalışanın verimli olmasını bekleyemeyiz. 

Üçüncü ayağımız ise İnsan (People). Burada kastettiğimiz şey, sadece o koltukta birinin oturması ya da kadroyu doldurmak değil; o işi yürütecek insanların bu metodu hatasız uygulayabilecek yetkinlik ve yeterliliklere sahip olmasıdır. Kubrick’in setindeki kamera operatörleri zaten dünya çapında isimlerdi ama hayatlarında ilk kez böyle ekstrem bir ekipmanla çalışıyorlardı. Kubrick onlara "Hadi yapın" demedi; gerekli teknik yetkinliği deneme çekimleriyle süreç içinde onlara bizzat kazandırdı. Bir liderseniz ve çalışanınıza gerekli eğitimi aldırmadan, onun yetkinliğini sahada doğrulamadan kusursuz bir performans bekliyorsanız, bence bu yaklaşımı bir kez daha düşünün.

Peki, her şey bu kadar mükemmel planlanınca hayatta işler hep tıkırında mı gider? Tabii ki hayır. İşte bu yüzden modele o hayati dördüncü ayağı, yani Problem Çözme (Problem Solving) refleksini ekliyoruz. Çekimler esnasında çok dar olan odak derinliği yüzünden canlı çekim sürecinde ciddi aksaklıklar yaşandı. Ancak bu durumlarda ekibi suçlamak ya da problemleri halı altına süpürmek yerine, her hatalı denemeyi sistemi daha da keskinleştirmek için bir geri bildirim mekanizması olarak kullandılar; hatasız çıktı alana kadar yöntemi sahada dinamik olarak revize ettiler. Problemi bir gelişim fırsatı, yani bir Kaizen (sürekli iyileştirme) olarak görmek, işimizi de hayatımızı da sürekli ileriye taşıyan o gizli güçtür. 

Sonuçta Kubrick, her detayın üzerinde büyük bir titizlikle duran vizyonuyla, ekibine doğru sistemi kurduğu için istediği en üst kalite seviyesine ulaşmayı başardı. 

Şimdi şöyle bir arkamıza yaslanıp düşünelim. Ofisimizde bir iş geciktiğinde, bir rapor hatalı geldiğinde ya da evde bir şeyler ters gittiğinde faturayı hemen karşımızdaki insana mı kesiyoruz? Yoksa dönüp aynaya bakıp "Ben onun önüne doğru metodu, organize bir ortamı ve gerekli yetkinliği koydum mu?" diye soruyor muyuz? Gerçek liderlik, işi yapan insanların kendi kendilerine mucizeler yaratmasını beklemek değil; o mucizenin gerçekleşebileceği sistemi, iklimi ve altyapıyı sabırla inşa etmektir. 

Bugün kendi sahanızda, işinizde veya evinizde, hangi eksik "P" harfini tamamlayarak başlamak istersiniz?

* Referans Notu: Bu yazıda kullanılan 4P modeli, Womack ve Shook'un sahadaki liderlik için önerdiği Purpose–Process–People yaklaşımının, Jeffrey Liker'ın Toyota Way modelindeki Problem Solving boyutuyla genişletilmiş yorumudur. 

#YalınNetwork #Liderlik #YalınÜretim #Kaizen #SistemDüşüncesi #OperasyonelMükemmellik #Sürekliİyileştirme

Topluluk Yorumları

Henüz Yorum Yok

Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın. Görüşlerinizi toplulukla paylaşın.