Ana içeriğe geç

Eğitimleri Biraz Hareketlendirmeye Ne Dersiniz? Bölüm 4 — Nasıl Tasarlanır?

Yener ESEN
Yener ESEN·Yalın Düşünce
Eğitimleri Biraz Hareketlendirmeye Ne Dersiniz? Bölüm 4 — Nasıl Tasarlanır?

Kendi Eğitimimizi Nasıl Oyunlaştırabiliriz?

İlk üç bölümde farklı örneklere baktık.

Bingo, Tabu, tahmin etme, sıralama, eşleştirme, hata bulma, Role Play ve dijital uygulamalar...

Peki elimizdeki bir eğitimi oyunlaştırmaya nereden başlayacağız?

İşe oyundan değil, eğitimden başlayalım.

1. Önce Eğitim Hedefi

Eğitim bittiğinde katılımcının neyi öğrenmiş veya neyi yapabiliyor olmasını istiyoruz?

Bir kavramı hatırlaması mı?

Bir problemi çözebilmesi mi?

Bir karar verebilmesi mi?

Bir müşteriyle daha iyi iletişim kurabilmesi mi?

Bunu netleştirmeden oyun seçersek, oyun eğitimin önüne geçebilir.

Örneğin amacımız bir kavramı tekrar etmekse Bingo veya Mini Quiz işe yarayabilir.

Ama katılımcının bir problem karşısında nasıl karar vereceğini geliştirmek istiyorsak, Tahmin Et veya Role Play daha uygun olabilir.

Önce amaç, sonra oyun.

2. Doğru Oyunu Seçmek

Eğitim hedefimiz belli olduktan sonra elimizdeki seçeneklere bakabiliriz:

Bingo mu?

Tabu mu?

Tahmin mi?

Sıralama mı?

Eşleştirme mi?

Role Play mi?

Burada tek bir doğru cevap yok.

Aynı eğitim içinde birden fazla oyun da kullanılabilir.

Örneğin bir liderlik eğitiminde önce kısa bir Tahmin Et çalışmasıyla konuya giriş yapıp, daha sonra Role Play ile farklı durumları deneyimlemek mümkün.

Önemli olan, oyunun eğlenceli olması kadar öğretmek istediğimiz bilgiyi veya davranışı desteklemesi.

3. Eğitime ve Gruba Göre Uyarlamak

Aynı oyun her eğitimde aynı şekilde çalışmayabilir.

Katılımcıların konu hakkındaki bilgi ve deneyimleri, grubun büyüklüğü, eğitim konusu ve elimizdeki süre oyunun şeklini değiştirebilir.

Örneğin yeni başlayan bir grupta Tabu kartlarını daha basit hazırlayabiliriz.

Konuyu iyi bilen bir grupta ise yasaklı kelimeleri artırıp oyunu biraz zorlaştırabiliriz.

Kalabalık bir grupta bireysel oyun yerine takımlarla çalışmak daha uygun olabilir.

Kısacası:

Standart bir oyun olabilir. Ama uygulaması her zaman standart olmak zorunda değil.

4. Oyunu Yönetmek

Oyunu hazırladık.

Kuralları anlattık.

Peki sonra?

Eğitmenin burada sadece oyunun kurallarını takip etmesi yetmez.

Kim oyuna hemen dahil oluyor?

Kim biraz geride kalıyor?

Kim rekabetten hoşlanıyor?

Kim sürekli yeni bir şey deniyor?

Kim takım arkadaşlarını da oyuna dahil ediyor?

Bunları gözlemlemek, oyunu yönetmek açısından önemli.

Çünkü amaç sadece herkesin oyuna katılması değil, katılımın öğrenmeyle bağlantılı olması.

Örneğin bir katılımcı oyunu kazanmak için çok aktif olabilir ama konunun kendisiyle hiç ilgilenmeyebilir.

Başka biri ise daha sessizdir ama doğru soruyu sorarak grubun düşünmesini sağlayabilir.

Eğitmenin görevi bu farklılıkları görmek ve gerektiğinde oyunun akışına müdahale etmektir.

Bu noktada eğitmen artık sadece anlatan kişi değildir.

Oyunu yöneten, katılımı destekleyen ve oyunu öğrenmeye bağlayan kişidir.

5. Oyundan Öğrenmeye

Ve belki de en önemli bölüm burası.

Oyun bittiğinde herkesin aklındaki ilk soru genellikle:

“Kim kazandı?”

Eğitmenin sorması gereken sorular ise biraz farklı olabilir:

Ne oldu?

Neden böyle oldu?

Nerede zorlandık?

Ne öğrendik?

Bunu işimizde nerede kullanabiliriz?

İşte burada oyun, eğitimle yeniden buluşur.

Örneğin bir Role Play sırasında yöneticinin çalışanı anlamakta zorlandığını gördüysek, oyunu bitirip bu durumu konuşabiliriz.

Bir Tahmin Et çalışmasında çoğunluğun farklı bir cevap verdiğini gördüysek, neden böyle düşündüğümüzü tartışabiliriz.

Bir Tabu oyununda bazı kavramları anlatmakta zorlandıysak, bunun kavramı ne kadar iyi anladığımızla ilişkisini konuşabiliriz.

Böylece oyun sadece eğitimin içinde yapılan eğlenceli bir aktivite olarak kalmaz.

Deneyime, deneyim de öğrenmeye dönüşür.

Ve mümkünse son adımda şu soruya kadar gideriz:

“Bunu yarın işimizde nerede kullanabiliriz?”

Çünkü eğitim odasında öğrendiğimiz şeyin asıl değeri, işin başına döndüğümüzde ortaya çıkar.

Sonuç

Dört bölüm boyunca farklı örneklere baktık.

Bingo, Tabu, tahmin etme, sıralama, eşleştirme, hata bulma, Role Play...

Hepsinde ortak olan bir nokta var:

Katılımcının eğitimin içinde bir rolü var.

Bazen bir kavramı buluyor, bazen bir karar veriyor, bazen bir problemi çözmeye çalışıyor. Bazen de kendisini başka birinin yerine koyup duruma onun gözünden bakıyor.

Aslında aradığımız şey de bu.

Eğitimin her dakikasını oyuna çevirmek değil; öğrenmenin daha aktif yaşanabileceği anları yakalamak.

Bunun için her zaman özel oyun setlerine de ihtiyacımız yok. Birkaç kart, bir soru veya kısa bir uygulama ile başlayabiliriz. Yeter ki yaptığımız uygulama, eğitimde ele aldığımız konuyla bağlantılı olsun.

Çünkü oyun, eğitimin arasına konmuş eğlenceli bir mola olmak zorunda değil.

Öğrenmenin kendisinin bir parçası olabilir.

Oyunu eğitime eklemek değil, öğrenmenin içine biraz oyun katmak.

Bu mini seride, kurumsal eğitimlerde oyunlaştırmayı nasıl kullanabileceğimize baktık. Amacımız eğitimin tamamını oyuna çevirmek değil; katılımcının düşünmesini, karar vermesini, denemesini ve öğrendiğini kullanmasını sağlayacak öğrenme anları tasarlamak.

Eğitimleri Biraz Hareketlendirmeye Ne Dersiniz?

✅ Bölüm 1 | Masabaşı Eğitimlerini Nasıl Daha Eğlenceli Hale Getiririz?

✅ Bölüm 2 | Bir Kart Destesiyle Eğitimi Hareketlendirmek: Bingo ve Tabu

✅ Bölüm 3 | Eğitimlerde Kullanabileceğimiz Başka Neler Var?

✅ Bölüm 4 | Kendi Eğitimimizi Nasıl Oyunlaştırabiliriz?

Yeni bölümler yayınlandıkça bağlantılar bu sayfaya eklenecektir.

Topluluk Yorumları

Henüz Yorum Yok

Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın. Görüşlerinizi toplulukla paylaşın.